Eğitimci Aras: “Tuva’da Ağustosun Üç Yüzü: Cumhuriyet, Höömey, Kımız”

Eğitimci-Türkolog Hayat Aras, Tuva’nın ağustos takviminde yer alan Tuva Cumhuriyeti Günü, Höömey Günü ve 2026’da ilk kez düzenlenen Kımız Bayramı’nı tarih, müzik ve at kültürü ekseninde ele aldı.

Eğitimci Aras:  “Tuva’da Ağustosun Üç Yüzü: Cumhuriyet, Höömey, Kımız”
Yayınlama: 30.09.2026
A+
A-

ANKARA – BHA 
 
Eğitimci-Türkolog Hayat Aras, “Tuva’da Ağustosun Üç Yüzü: Cumhuriyet, Höömey, Kımız” başlıklı yazısında şu ifadelere yer verdi:

“Tuva’nın ağustos takviminde birbirinden farklı geçmişlere sahip üç tarih yan yana geliyor: 15 Ağustos Tuva Cumhuriyeti Günü, 17 Ağustos Höömey Günü, 28 Ağustos 2026’da ilk kez düzenlenen Hımıs Bayırlalı — Kımız Bayramı. Bunları aynı kökten doğmuş ya da aynı nitelikte üç bayram olarak değerlendirmek doğru olmaz. İlki Tuva’nın devletleşme tarihini, ikincisi kendine özgü ses geleneğini, üçüncüsü ise at yetiştiriciliği, kısrak sağımı ve kımız yapımı çevresinde yaşayan kültürü öne çıkarıyor. 2026 Ağustosunda peş peşe gelen bu üç tarih, Tuva’yı tarihinden müziğine, at kültüründen aile içinde aktarılan üretim bilgisine uzanan geniş bir çerçevede görme imkânı veriyor.

Tuva toprakları İskitlerden Hunlara, Göktürklerden Uygurlara, Yenisey Kırgızlarından Moğollara uzanan farklı siyasi ve kültürel çevrelerin izlerini taşıdı. Qing hâkimiyeti ile Rusya yıllarının ardından yakın tarihin önemli dönüm noktalarından biri Ağustos 1921’de yaşandı. 13–16 Ağustos’ta Sug-Bajı’nda, o zamanki Atamanovka, bugünkü Koçetovo çevresinde Bütün Tuva Kurucu Huralı toplandı. 14 Ağustos’ta Hural, Tannu-Tuva’nın iç işlerinde bağımsız bir halk yönetimi olması yönündeki kararı oybirliğiyle kabul etti. Ertesi gün ilk anayasanın maddeleri Rusça, Tuvaca ve Moğolca okunarak görüşüldü; anayasa oybirliğiyle kabul edildi. İlk anayasanın kabul edildiği 15 Ağustos, günümüzde Tuva Cumhuriyeti Günü olarak kutlanıyor. 12 Şubat 1999 tarihli 143 sayılı “Tuva Cumhuriyeti Bayram Günleri Hakkında Kanun”un güncel düzenlemesinde bu tarih devlet bayramlarından biri olarak yer alırken Şagaa ile Naadım halk bayramları arasında gösterilir. İlk anayasanın kabulünün 105. yılı olan 2026’da kutlamalar, olayların yaşandığı yere de taşındı. Cumhuriyet Günü ile Tuva Parlamentarizm Günü öncesinde, 14 Ağustos’ta Koçetovo’da tören düzenlendi; 15 Ağustos’ta kutlamalar devam etti. Böylece Kurucu Hural’ın 1921’de toplandığı Koçetovo, 105 yıl sonra Tuva’nın devletleşme tarihinin yeniden hatırlandığı yerlerden biri oldu.

Cumhuriyet Günü’nden iki gün sonra Tuva, bu kez tarihini değil, sesini öne çıkarıyor.

17 Ağustos Höömey Günü. Tuva’nın geleneksel gırtlak söyleme sanatı höömeyde icracı, temel sesi sürdürürken ağız ve ses yolunu değiştirerek üst seslerden birini belirginleştirir. Böylece tek bir insan sesinden aynı anda iki ayrı ses duyuluyormuş izlenimi doğar. Tuva icrasında höömey, sıgıt, kargıraa, borbañnadır ile ezeñgileer adlarıyla karşılaşılır. Bunların sınıflandırılması kaynaklara göre değişebilmekle birlikte sıgıt tiz, ıslığı andıran sesiyle; kargıraa ise derin ve pes sesiyle kolayca ayırt edilir. Fakat höömeyi ilgi çekici kılan ses tekniğinden ibaret değildir. Onun dünyasında rüzgâr, su, kuşlar, hayvanlar… vardır. İnsan yaşadığı çevreyi dinler; duyduğu sesleri belleğinde taşır ve kendi sesiyle yeniden yorumlar. Ezeñgileer adının Tuva Türkçesindeki ezeñgi, “üzengi” sözüyle bağlantılı olması ve ritminin atın hareketiyle ilişkilendirilmesi, höömey ile atlı hayat arasındaki bağın güzel örneklerinden biridir. Höömeye, yayla çalınan iki telli igil ile uzun saplı doşpuluur başta olmak üzere geleneksel Tuva çalgıları da eşlik eder.

Bu noktada Tuva’dan Anadolu’ya uzanan ilginç bir karşılaştırma karşımıza çıkar: Teke Yöresi’nin boğaz havaları. Yörüklerin çobanlık hayatıyla iç içe yaşayan boğaz çalma ile Tuva höömeyi aynı teknik değildir. Höömeyde ses yolu içeriden biçimlendirilirken Teke boğaz çalmasında parmakların boğaz üzerindeki hareketleri ezginin oluşmasına yardımcı olur. Buna karşılık iki gelenekte de insan sesi alışılmış kullanımının dışına çıkar; çobanlık hayatı ile yaşanılan çevre, ses dünyasının parçasına dönüşür. Aralarında doğrudan tarihî bağ bulunduğunu gösterecek yeterli kanıt olmadığı için bu benzerliği ortak kökenin kanıtı olarak değil, iki ayrı coğrafyada gelişmiş, karşılaştırmaya değer iki ses geleneği olarak görmek daha doğru olur.

Höömey, Tuva’da kurumsal olarak da korunuyor. 17 Ağustos, 2015’ten bu yana Höömey Günü olarak kutlanıyor. 12 Ağustos 2015’te imzalanan kararla bu tarih, her yıl kutlanmak üzere Höömey Günü olarak belirlendi.  Araştırma ve belgeleme çalışmaları ise daha eskiye uzanıyor. Uluslararası Bilim Merkezi “Höömey” 1993’ten 2021’e kadar faaliyet gösterdi; bugün bu birikim Uluslararası Höömey Akademisi bünyesinde sürdürülüyor. Akademinin kendi kayıtları da merkez arşivinin 1993–2021 dönemine ait olduğunu gösteriyor.  Böylece ustadan çırağa aktarılan gelenek; araştırma, belgeleme ve eğitim yoluyla da yaşatılıyor.

17 Ağustos’ta insan sesinde duyulan atlı hayat, 28 Ağustos’ta bu kez kısrak sağımında, urganda ve kımızda karşımıza çıkar. 28 Ağustos 2026’da Tes-Hem kojununun Ak-Erik sumonundaki Ak-Kejig yazlağında Hımıs Bayırlalı — Kımız Bayramı düzenlendi. Ev sahipliğini Kür-Dagba ile Salbakay Lanaa ailesi ve yakınları üstlendi. Tuva’nın Tuvaca yayımlanan Şın gazetesindeki ayrıntılı haber, bayramın yerini, tarihini ve Lanaa ailesinin organizasyonunu kayda geçirimiştir. Burada önemli bir ayrım var: 28 Ağustos, Tuva’da öteden beri her yıl kutlanan sabit bir Kımız Bayramı tarihi değildir. 2026’daki Hımıs Bayırlalı yeni bir etkinliktir. Eski olan; at yetiştiriciliği, kısrak sağımı, kımız yapımı ile bunların çevresinde kuşaktan kuşağa aktarılan bilgidir. Yeni olan; bu birikimin ayrı bir bayram çevresinde bir araya getirilmesidir. Lanaa ailesinin bu alandaki çalışmaları da geçmişe uzanıyor. Aile at yetiştiriciliğini sürdürüyor; çocuklara yılkıcılık, at donanımı ile ata ilişkin beceriler öğretiliyor. Kür-Dagba Lanaa’nın girişimiyle birkaç yıl önce başlayan Sıdım Bayırlalı — Urgan, Kement Bayramı, çocukların bu becerileri öğrenip göstermesine yönelik başka bir bayramdır.

Kımız Bayramı’nın en dikkat çekici bölümlerinden biri ata yönelik törendi. Alana getirilen kısrağın ardından halk höömeycisi Aydaş Barınmaa, höömey ile sıgıt eşliğinde ata alkış söyledi. Kısrağın yelesine ak ile mavi kuşak bağlandı, hayvan ardıçla tütsülendi, sırtına ak süt serpildi. Şın gazetesi bu töreni “A’t ıdıktаar yozulal” adıyla aktarıyor. Törenin tarihsel kökenini eldeki haberin verdiği bilgiden daha geriye götürmemek gerekir. Kesin olarak bildiğimiz, bu uygulamaların 28 Ağustos 2026’daki Kımız Bayramı’nda gerçekleştirilip kayda geçirilmiş olmasıdır. Kutlamalar sırasında Lanaa ailesinin oğulları kısrak sağımının nasıl yapıldığını gösterdi; isteyen konuklar bunu deneyebildi. Çocuklar tay yakalama, yularlama ve bağlama becerilerini sergiledi; Tuva millî giyimi ile sözlü kültüre ilişkin yarışmalar da programa katıldı. Böylece kımız, sofraya gelen bir içecekten öte atın, aile emeğinin, çocuklara aktarılan becerinin ve yazlak hayatının ortak ürünü olarak görünür hâle geldi.

Kımız Bayramı’nı Tuva’nın diğer hayvancılık etkinlikleriyle karıştırmamak gerekiyor. Naadım, Şagaa ile birlikte halk bayramı olarak tanımlanır; tarihleri her yıl yeniden belirlenir. 2026’da Tuva Hükümetinin kararıyla 18 Şubat Şagaa, 24 Temmuz Naadım günü olarak belirlendi. Naadım etkinlikleri 23–25 Temmuz günlerine yayıldı; at yarışları, geleneksel Tuva yayıyla okçuluk, hüreş ile başka yarışmalar programda yer aldı. Möngün-Tayga’daki Yak Yetiştiricileri Festivali ise yüksek dağ hayvancılığının başka bir kolunu temsil ediyor. İlk kez 2022’de Kızıl-Haya’da düzenlenen festival, 2024’te bölgeler arası düzeye çıkarak Altay Cumhuriyeti, Buryatya ile Moğolistan’dan katılımcıları ağırladı. Yak yetiştiriciliğinin yaşatılmasına odaklanan bu etkinlik, ayrı bir organizasyondur.

2026 Ağustosu böylece Tuva’nın üç ayrı yüzünü art arda gösterdi. 15 Ağustos devletleşme tarihini, 17 Ağustos insan sesinde yaşayan höömeyi, 28 Ağustos ise at yetiştiriciliği, kısrak sağımı, kımız yapımı ile yazlak hayatının bilgisini öne çıkardı. Üçünün geçmişi ve konumu birbirinden farklı. Birinde tarih yazılı belgelerle korunuyor, diğerinde ses ustadan çırağa geçiyor, ötekinde çocuk bir tayı nasıl tutacağını, kısrağın nasıl sağılacağını görerek öğreniyor. Tuva’nın Ağustosu böyle okununca devletin tarihi, bozkırın sesi ile at çevresinde yaşayan kültür aynı takvimde buluşuyor.”

 

Özgün Medya Haber Ajansı, KanalÖzgünTv Türkiye için Varlığını Devam Ettiren, Gelecek Nesillere Katma Değer Katacak Bir Vizyon İle Hareket Eden, Ülkesine Yandaş, Siyasilere Tarafsız Bir Misyonla Hareket Eden Bir Kuruluştur
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Marka Flower Çiçekçi