Mehmet Çatakçı
ISPARTA- Haberin Devamı CESUR“YAĞ SATATIM, BAL SATARIM, USTAM ÖLDÜ BEN SATARIM
ANLAYIŞIYLA GELEN GİDEN AK PARTİ KADROLARI İLE
TOPRAKLARIMIZ, DOĞAMIZ MAHVEDİLDİ”
“İKTİDAR 21 YILDIR ISPARTALILARA VERDİĞİ HİÇBİR SÖZÜ YERİNE
GETİRMEDİ”
“3 MİLYON YILDIR VARLIĞINI SÜRDÜREN EĞİRDİR GÖLÜ, 21 YILLIK
İHMALLE YOK OLMAK ÜZERE”
“ŞİMDİ SEÇİM ZAMANI, ISPARTA HALKI’MIZIN KADERİNE EL KOYMA
ZAMANI”
“TARIMDA KENDİNE YETEN 10 ÜLKEDEN BİRİYDİK, 21 YILDA TARIM
ÜRÜNLERİNİ 125 FARKLI ÜLKEDEN İTHAL EDEN ÜLKE HALİNE
GELDİK”
“GİRDİLERE GELEN ZAMLARLA ÜRETİCİ 1 YILDA YÜZDE 100
FAKİRLEŞTİ”
“ÇİFTÇİYİ BORCA BATIRDINIZ”
“SON 10 YILDA ÇİFTÇİ SAYIMIZ YÜZDE 55 AZALDI”
“YALNIZ BIRAKTIĞINIZ ELİ NASIRLI ÇİFTÇİMİZİN ALIN TERİNİN
HESABINI BİZ SORACAĞIZ”DEDİ.
TBMM Genel Kurulu’nda Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerine söz alan İYİ Parti Isparta Milletvekili Dr.
Aylin Cesur, iktidarın ekoloji politikalarını eleştirdi.
2006’da çıkarılan Tarım Kanunu’na göre tarımsal desteklerin milli gelirin yüzde
1’inden az olamayacağını hatırlatan Cesur, verilen desteklerin hiçbir zaman yüzde
0,6’dan öteye geçemediğini; Türkiye’nin tarımsal girdilerde dışa bağımlı olduğunu,
artan döviz kuru ve yüksek enflasyon sebebiyle çiftçiye ve hayvan üreticilerine
verilen desteğin yetersiz kaldığını belirtti. Son 10 yılda çiftçi sayısının yüzde 55
azaldığını belirten Cesur, yalnız bırakılan üreticinin tarımı bıraktığını söyledi.
Meclis kürsüsünden Isparta’da görüştüğü çiftçilerin ve üreticilerin sorunlarına
geniş yer veren Milletvekili Cesur, Isparta’da maden ocaklarının yarattığı
tahribattan Eğirdir Gölü’nün korunamamasına, kentin yıllardır çözüm bekleyen
altyapı sorunlarından iktidar tarafından yerine getirilmeyen vaatlere, gül, elma,
kiraz, lavanta üreticisinin sorunlarına ve 21 yılda Isparta’nın getirildiği duruma
kadar, tüm sorunlara ait görüşlerini dile getirdi.
Cesur, 2018’den beri Isparta’nın köy ve ilçeleri başta olmak üzere her köşesine
gittiğini ve vatandaşların sorunlarını Meclise taşıdığını ancak iktidar tarafından
verdiği önergelerin hepsinin reddedildiğinin de altını çizdi ve az kaldı, biz
yapacağız dedi.
Milletvekili Aylin Cesur’un konuşmasının tam metni:
Dünya iklim krizi, hava kirliliği, kuraklık, gıda güvenliği gibi ekolojik sorunlara
çözümler üretmeye çalışırken; bizim depremde çadır satan, selde, oh toprak suya
doydu diyen,
öldürülen kadınları tolere edilebilir bulan ve batırdıkları ekonomiyi epistemolojik
çözümlerle iyice dibe götüren iktidarla heteredoks kopuşa giderken, yıllardır
uyguladığı neoliberal ekolojik yıkım politikalarıyla da doğamızı katleden
düzenlemelerini anlattık, anlattık, ama memleket topraklarını ve varlıklarını,
doğasını, “yağ satarım, bal satarım, ustam ölmüş, ben satarım” anlayışıyla yok
etmeye devam etti gelen ve giden AK Parti kadroları.
Çevreye ilişkin düzenleme dediğiniz şeyler, yine rant ve yine sermaye odaklı.
Sorunlara ilişkin çözümlerse yine palyatif.
Cumhuriyet tarihimiz boyunca yerel yönetim hizmetlerinde yetki makamı İçişleri
Bakanlığı iken, bizzat AK Parti eliyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği
Bakanlığı'na devredildi, yerel yönetimlerde ikili bir yapı ortaya çıktı.
2012’deki Büyükşehir Kanunuyla; "On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi
Yedi İlçe Kurulması"nı öngören kanun, yerel yönetimlerde görülen bozulma ve
çürümenin en somut örnekleri arasında yerini aldı. On dört il büyükşehir oldu, on
altı bin köy de mahalleye dönüştürüldü. Köylerin boşaltılması, tarım arazilerinin
yağmalanması ve tarımsal üretim kültürünün yerle bir edilmesi başladı, köylü ise
perişan oldu.
Teklifin görüşmelerinde hiçbir uzman ya da sivil-toplum kuruluşunun görüşlerine
başvurulmadı.
Madde 2’de yeraltı otoparkı inşa edilmesi düzenleniyor. Gerekçe trafik, sonuç
beton.
Madde 4’de Adana Karataş ilçesinde, Tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesi
kurulması amaçlanıyor. Ama gerekçede bu maddeye ilişkin bir ifadeye yok,
komisyonda söyledik, es geçildi.
Madde 6, köy veya belde belediyesiyken mahalleye dönüşen yerlerin, kırsal
mahalle olarak kabul edilmesiyle ile ilgili Çevre,
Şehircilik Bakanlığına yönetmelik çıkarma yetkisi veriyor. İçişleri Bakanlığı
yetkilendirilmeli dedik, reddedildi.
TARIMDA KENDİ KENDİNE YETEN 10 ÜLKEDEN BİRİYDİK, TARIM
ÜRÜNLERİNİ 125 FARKLI ÜLKEDEN İTHAL EDEN ÜLKE HALİNE
GELDİK
2006’da çıkarılan Tarım Kanunu’na göre, tarımsal destekler milli gelirin %1’inden
az olamaz ama verilen %0,4-0,6 da kaldı.
Tarımsal girdilerde aylık enflasyon 7 ayın zirvesinde. Tarımsal Girdiler, Ocak
ayında bir önceki yıla göre yüzde 100 arttı. Üretici yüzde 100 fakirleşti yani.
2002’de 27 milyon hektar olan tarım alanımız, 2022’de 19 milyon hektara düştü.
2002’de Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı çiftçimiz 2,8 milyon, 2022’de 2,1 milyona
düşmüş. Son 10 yılda da yüzde 55 azalmış. Bırakıyor sizin yüzünüzden yani,
anlıyor musunuz?
Dünyada tarımda kendi kendine yeten 10 ülkeden biriyken nasıl oldu da tarım
ürünlerini 125 farklı ülkeden ithal eden ülke haline geldik sizin anlıyor musunuz?
Borca batırdınız çiftçiyi, 370 milyar TL borcu var çiftçinin. 2022’de üreticiye 40
milyar, Kur Korumalı Mevduat sahiplerine toplamda 92,5 milyar ödediniz
bütçeden. Bunu çiftçiye ve hayvan üreticisine vereceksiniz, derdiniz üzüm
yemekse.
Türk çiftçisinin dayanacak gücü kalmadı, çaresiziz diyor, sesimizi duyurun diyor.
SÜTÇÜLER’DE MADEN TALANI
Isparta Sütçüler’de 2002’den beri yapılan Maden talanıyla, yaban hayat ve bitki
örtüsü büyük zarar aldı. Dağ keçisi ve kızıl
akbabaların yayılma alanı Sütçüler’de şimdi dağ keçisi görmek neredeyse imkânsız.
Kızıl akbabalar bölgeye uğramıyor. Madenden öncesine kadar, kekik balı önemli
gelir kaynağıydı.
Maden ocaklarında yaşanan patlatmalarla yeraltı sularının debisi büyük ölçüde
düştü. Oluşan gürültü ve toz, hem insan, hem hayvan sağlığı için tehdit. ÇED
sistemine girmiş iki ayrı grupta 385 maden izninin verildiği ilçemizde ormanlar,
yaban hayatı ve biyolojik zenginlik, tarihi ve arkeolojik alanlar da risk altında.
ÇED Raporunda Yeşilyurt köyünde açılan mermer ocağı için 7 binden fazla ağacın
kesileceği var. Ruhsat sahasının dibinde ise, Doğu Roma dönemine tarihlenen yapı
kalıntıları var, dokunmayın diyor köylüler.Mandallar Köyü geçen sene heyelanla
boşaltıldı. 1 sene evvel uyarmıştık ama dinlemediniz.
3 MİLYON YILDIR VARLIĞINI SÜRDÜREN EĞİRDİR GÖLÜ YOK OLMAK
ÜZERE
3 milyon yıldır varlığını sürdüren Eğirdir Gölü ve çevresindeki ekolojik çeşitliliğe
sahip doğa mirasımız yok olmakla karşı karşıya. Sadece Eğirdir Gölü’ne ihmaliniz
var ya, verip de tutmadığınız sözler var ya, getirip poz verip ertesi gün
götürdüğünüz iş makinaları var ya temizleyeceğiz diye var ya hani; Isparta halkı 14
Mayıs’ta kesecek biletinizi ve sahip çıkacak gölüne, çıkacak ki doğa harikası ve
yaşam kaynağı gölü kurumasın beceriksiz AK parti iktidarının elinde.
Bağırıyor Eğirdir’li, Isparta’lı, Gölümüz kuruyor diye. Ne kadar kritik geldik
çalıştay yapıldı anlattık, hadi bize kapalı kulaklarınız neden Şehnaz Hocayı
duymuyorsunuz?
Kasım ayında EKO-BİR ölçtü, su seviyesi önceki yıla göre 13 cm azalmış. En son
bilgi, göl seviyesi 914,97cm ve minimum işletme kotu olan 914,60’a inmesine
yalnızca 37 cm. kaldı. Bu şu demek, Türkiye’yi ve hatta dünyada pek çok toprağı
suya kavuşturan Demirel’in memleketindeki susuzuz diye haykıran Isparta’lı
hemşerileri, önümüzdeki günlerde daha da susuz kalacak.
Isparta halkı, bunu unutmayacak, 14 Mayıs’ta gelecek ve toprakları suya, buğdayı
başağa kavuşturan Baba’nın Isparta’lı hemşerileri, suya hasretlerini bitirecek.
SAYENİZDE GÜL ÜRETİCİSİ HER SENE KAHIR MEKTUBU YAZIYOR
Ve gül şehri Ispartam. Kleopatra’nın ayaklarına Marcus Antonius’un yapraklarını
döktüğü, mitolojik öykülerde tanrıların el ele verip yarattıkları söylenen ve
Afrodit’in oğlu Eros’a hediyesi sevginin sembolü gül. Bazen Allah’ın güzelliği,
güzel koktuğu için Peygamber’imizin terine ismi yakıştırılmış olan gül! Ve AK
Parti’nin 21 yıllık iktidarından sonra, “Rindlerin Ölümü” şiirindeki gibi,
üreticisinin akmayan gözyaşlarında kanayan gül.
Dünyanın en önemli iki üreticisinden biriyiz. Dünya gül yağı üretiminin yüzde
50’si Türkiye’den, yüzde 85’ini de benim gül kokulu elleriyle Isparta’lı
hemşerilerim üretiyor. Gül yağının yüzde 95’i ihraç ediliyor ve dünyadaki en
büyük gül yağı üreticisiyiz. Ama Gül üreticisi kahır mektubu yazıyor her sene.
Tarımsal girdilerin hemen hepsinde dışa bağımlıyız ve gübre, yem, ilaç ve mazot
yüzlerce kat artarken, kıymayın dedik gül üreticine, lavanta üreticisine, domates,
karanfil üreticisine, donmuş kalplere duyuramadık.
Gülbirlik tarafından Ekim’de 2022 gül çiçeği kilogram alım fiyatı 22 TL idi. Oysa
gül üreticisinin beklediği fiyat 32 TL idi. Yetmedi, ödemeler 6 ay sonra yapılmakta
ve bu üreticiyi çok olumsuz etkiliyor.
Alım fiyatını artmış gösteren nutuklar, artık sizi kurtaramaz, biliyor köylümüz
çünkü artan enflasyon ve girdilerle emeklerinin yok edildiğini.
Gül çiçeğinin yüzde 65’ini üreten gül üreticilerinin ürünleri Fransız şirketler
tarafından adeta sömürülürken, beceriksiz ve umursamaz sözlerin seçim vaadi
olarak kaldığını biliyor artık.
Ama az kaldı, acilen gül çiçeği alım fiyatını, gübre ve mazot desteğini artıracağız,
“havza modeli”yle örgütlenerek üreticiye, gül endüstrisine teşvik verilmesini
sağlayacağız ve artık elindeki dikenlerden daha çok acıtan AK Parti’nin üreticiye
yaptığı zulüm son bulacak.
Bulgaristan destek veriyor ek destek veriyor, ÖTV iadesi veriyor, dönüm başına
toprak sübvansiyonu sağlıyor ve bütün bunların fazlasını biz yapacağız. İyi bir
yönetimle yapacağız.
SÖZ VERİLEN “ELMA ÜRETİCİLERİ BİRLİGİ” YALAN OLDU, KİRAZ
GETİRİSİ YOK OLDU, HALCİLİK YASASI RÜYA OLDU
Yüzde 25’lik üretim payıyla Isparta, elma üretiminde listenin başında. Girdilerdeki
artışlar, yeterli verilmeyen destek ve teşvik ile elma üreticileri de her sene devam
edip etmeme konusunda sırat köprüsünden geçiyor 21 yıldır AK Partiyle.
Diyor ki, zirai ilacın tonu bu sene 12.000 ila 15.000 TL. Gübreyi unuttuk da, bir
kilo elmanın bahçe üretim masrafı 2.500 ila 3000 TL. ne yapacağız diyor.
DSİ’ye bağlı sulama birliklerinin yıllık 1000 metre sulaması 750, damlama sulama
400 TL. Ziraat Odaları verilerine göre üreticiyle market arasındaki en fazla fiyat
farkı yüzde 350 ile limonda. Sonra 258’le ile elma da. 2012’de golden ve starking
elma için coğrafi işaret tesciline başvurulmuş, yok, alakadar yok.
Borçların yapılandırılması, mazottan ÖTV’nin alınmaması lazım ve ek destek
vermek lazım çiftçiye. Kiraz üreticisi de zorda. 1 eurodan aza Isparta’dan alınan
kiraz, Münih halinde 6,5 euroya satılıyorsa bundan üretici pay almalı ama ziyan
oldu. Söz verilen “elma üreticileri birliği” yalan oldu, Keçiborlu’da, Uluborlu’da
kiraz getirisi yok oldu, halcilik yasası rüya oldu.
ELMAYI, KİRAZI, GÜLÜ, LAVANTAYI MİLLÎ TARIM POLİTİKASINA
ALIN DEDİK ALMADINIZ, BİZ ALACAĞIZ
Elmayı, kirazı, gülü, lavantayı millî tarım politikasına alın dedik almadınız, biz
alacağız.
Üretiminden ihracatına, turizminden marka oluşturulmasına el atın ki üreticimiz
kazansın dedik yapmadınız.
Bunları biz yapacağız, nereden mi biliyorum, gidiyorum köylüye çünkü. Söz
verdiğimiz gibi 2018’den beri alıp derdini getiriyorum size ama reddediyorsunuz
siz.
Şimdi seçim zamanı, köylümüzün, Isparta Halkı’mızın kaderine el koyma zamanı.
Ve biz, yoksulluğun da yalnız bıraktığınız eli nasırlı çiftçimizin alın terinin
hesabını soracağız.
İKTİDAR 21 YILDIR ISPARTALILARA VERDİĞİ HİÇBİR SÖZÜ YERİNE
GETİRMEDİ
Isparta’da köylerde ciddi imar ve altyapı sorunu var 21 yılın sonunda. Süleyman
Demirel Üniversitesine vaat edilen banliyö trenini, yaya koridorunu yapmadınız,
otogar bitmedi, kent ormanı nerede belli değil. 29 tarihî evin restorasyonunu
bitmedi. Bisiklet istasyonları yok.
Isparta-Burdur Dostluk Yolu başlayalı iki yıl oldu, hâlâ açılacak. Senede 7
kilometre yol yapa yapa 21 senedir yeni vaat aramanıza gerek kalmadı.
Kentsel dönüşümde sıkıntı yaşayan mahallelerden, köylerimizle ilgili verdiğimiz
yüzlerce önergeye cevap yok. İçme suyu, kanalizasyon problemi var, internetsiz
köylerimiz var, birçok köyde kapalı devre sulama sistemi ihtiyacı var, bekleyen
göletler, tamamlanmayan Dereboğazı yolunda kaybettiklerimizin günahı var
üzerinizde, veya Konya-Isparta yolunda.
Gelendost hala doğalgaz bekliyor, Soru Önergelerimiz, Meclis Araştırma
Önergelerimiz var ve önergelerimizden sonra ilçeye
doğalgaz gelmesi için çalışmaların yapılacağı söylenmesine rağmen, somut çalışma
yok.
Biz önerge verdikten sonra, Şarkikaraağaç’ımız, Eğirdir’imiz, Deregümü’müz,
Kuleönü’müz kavuştu doğalgaza. Uluborlu’muz yakında kavuşacak başladı ama
etrafında her yere getirilen doğalgazı hala Gelendost’umuza getirmediniz.
Senirkent’e, Yenişarbademli’mize, Aksu’muza, Sütçüler’imize getirmediniz, biz
getireceğiz.
Akdeniz bölgesinde kar yağdı diye, donmaya ve karanlığa terk ettiğinizi unutmuyor
Isparta Halkı. Yandaşa verdiğiniz ve denetlemediğiniz tek çivi çakılmamış İhmaller
Şehri Isparta’ya verdiğimiz tekliflerle ve kamuoyu baskısı ile şebekeleri
yenilemeye karar verip, ihaleyi yeniden karanlığa bırakan şirkete verdiğinizi
unutmuyor.
Başta söylediğim şarkının az bilinen sözleri ile bitireceğim konuşmamı; “yağ
satarım, bal satarım, Yağlıca, ballıca dayak atarım. İşte, sandıkta soracak Isparta
halkı ve yalnız bırakılmış milletimiz hesabı.
Yapayanlız bıraktınız Isparta’lıyı ama iki şeyi var; bir inancı, bir de bizimle
filizlenen umudu.
Umut hiç bitmeyen bahar mevsimi. Ve söz verdik biz, o umut hiç